İngilizce özel ders mi almak istiyorsunuz?

Okuyacagınız bu blog yazım yer yer samimi ve iğneleyici bir uslup içermektedir. Kendi öğrenme süreçlerimden de uzunca örnekler vererek yazdığım vurgularımı, doğru yere çekerseniz, narsistik veya egosanstrik bulmaktan ziyade, bir rehber yazı olarak avantaja dönüştürebilirsiniz. Veya keyfiniz nasıl isterse öyle yorumlama hakkınız sizi bağlar!

Merhaba, ben Harun hoca… Yıllardır İngilizce öğrenimi ile alakalı bloglar yazarım… Genel olarak neler yapılmalı neler yapılmamalı vs sürekli bahsederim işte… Waauuuvvv ben ayrıca bir blogger mı oluyorum? I Guess so 😅 e sayılır yani… Dilerseniz harunguclucom resmi blogumda çok daha fazla yazıma erişebilirsiniz… E tabi okumayı seviyorsanız… Çünkü biraz uzattım👍

Genel olarak resmi blogumda böyle bir üslup kullanmam da şimdi buralar yan bloglar ya.. Hani biraz samimi bir dil iyi gider ve biraz rahat edeyim dedim👈😂😄 E birazda içimi dökebilir miyim 🙂

Sıklıkla blog yazmaya özen gösteririm

Bir çok farklı blogda bir çok farklı sosyal medya platformlarında onlarca yazıma ulaşmanız mümkün. İngilizce öğrenmek isteyen müstakbel öğrenci adaylarıma seslenmeye çalışırım zaten çoğu zaman… İngilizce eğitimine hatta bazen kişisel gelişim de denebilecek türden yazılara değinirim. Fırsat buldukça yazmaya çalışırım en azından… O hâlde İngilizce eğitmeni olmamın yani sıra orta derecede bir blogger’ım diyebilirim, heeey 😂👏 Çünkü yazdım yazdım yazdım da yazdım ve çok yazdım… Bunca yazıyı teker teker bir youtube videosu yapıp fenomen de olabilirmişim. Yotuber’mı olsam acaba… Bugün bir öğrencim deyince kafamda şimşekler çaktı… Eeee ne demişler ?

“Bir kelime kararını, bir duygu hayatını, bir insan seni değiştirebilir.” Konfüçyüs

Belki bir denerim 😉 Bakmışın youtuber olmuşum… 😉

Kısaca kendim ve eğitimim

Kendimle ilgili şu bilgileri vererek başlamak isterim; Fransızca noter yeminli tercümanım Ama şu an İngilizce eğitmeniyim. Keza üniversite eğitimimi Mersin üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde ”Fransızca mütercim tercümanlık” bölümünü bitirerek tamamladım… Tabi ki zaten İngilizce olayını çözeli çok olmuştu, bu durumdan mütevellit… Yani hali hazırda İngilizceyi bildiğim için, üniversitede Fransızca bölümünü okumayı “isteyerek ve özellikle seçtim” hatta üniversite sınavından önce hazırlık aşamasında Adana’da kök-dil isimli (o dönemde Fransızca üniversite hazırlık eğitimi veren en iyi dershaneler den biriydi diyebilir miyim? Dedim bile… 😂 işte o kurslardan biriydi falan) dershaneye gittim. 8 9 aylık üniversite hazırlık eğitimimin ardından tüm Türkiye’de 32inci Adana’da ise tam hatırlamıyorum ama ya birinci ya ikinci olmama yetecek kadar Fransızca öğrendim.

Keza bu sınava girip en yüksek puan alan öğrenciler genel olarak Fransa’da Belçika’da vb ülkeler de doğup büyümüş alan öğrencilerden ibaretken 🙂 zavallı ben 8 aylık bir dershane eğitimiyle bunu başardım… E tabi daha bir çok ayrıntı varda, ayrıntıları vesaire anlatmıyorum😂 E neyse ki üniversitede de bu alanda 1 yıl Fransızca dil hazırlık eğitimi alacağımı da biliyordum… İsteseydim belki, hazırlık sınıfını da sınavla atlatmam mümkün olabilirdi. Fakat sınava girip atlamayı değil Fransızcam için bir de üniversitede hazırlık almayı, daha da iyi öğrenebilmek için, ‘özellikle ve isteyerek’ tercih ettim. Keza Fransızcada eksik olduğum düşüncesiyle branş derslerime başlamak istemedim..

Çünkü kendim için neyin en iyi olacağını, bir dilin nasıl öğrenileceğini biliyordum. İngilizce nasıl öğrenilir konusunu halletmiş biri olarak, bir diğerini de nasıl öğreneceği mi, hali hazırda biliyor olmam, benim için avantajdı ama burada altını çizmek istediğim şey İngilizce biliyor olmamın sağladığı avantaj değil; Ben Fransızcayı da öğrenmek konusunda istek doluydum… Tıpkı İngilizce öğrenirken ki istekli ve meraklı oluşum gibi. Oysa ki bu bana sadece 1 yıl kaybettirecekti ! Kaybettirmek mi? Neyi zamanı mı? umurumda bile değil… Zaman çok..! Giden zaman olsun… Zaman tartışılması gereken apayrı bir mevzu… (Lütfen son bir iki cümlemi cımbızlamadan pozitife yorarak anlamaya çalışın)

Neyse efendim üniversitede, tabi hazırlık sınıfına falan başladım… Ben bir heyecan falan. Ayriyeten zorunlu derslerden biri olan İngilizce hazırlık derslerini de almak mecburiydi. Diğer sınıf arkadaşlarım o derse katılmak zorundayken ben değildim, İngilizce bilerek havalıydım o yüzden;) Çünkü İngilizceyi ben üniversiten önce çözdüm demiştim… E elbette muafiyet sınavıyla da zorunlu İngilizce derslerini de geçtim. Okulda İngiliz dili edebiyatı bölümü öğrencileriyle de sıkı fıkı dostluklarım olduğu için onlarda beni diğer İngilizce sınıflarından olduğumu, hatta bazıları İngiltere veya Amerika’da büyüdüğümü sanırlardı 🙂 hatta bir çoğuna bunu defalarca yutturdum… Çok samimi söylüyorum 🙂

(İngilizceyi nasıl öğrendiğim konusu apayrı bir hikaye… bu yazıda oralara hiç girmiyorum ama ille de merak ediyorsan buna tıkla ve İngilizceyi nasıl öğrendiğimi ayrıntılı bir şekilde anlattığım yazımı oku…)

Ben sınıfın (Fransa’dan gelen sınıf arkadaşım hariç) en iyilerinden biriydim. Sınıf dediğim de zaten 5 kişilikti 😂 çünkü Fransızcaya talep o zamanlar daha azdı… 😉 neredeyse özel eğitim aldım sayılırmış da farkında değilim… Bu benim için bir avantajdı aslında… Bide sürekli üst sınıf Fransızca öğrencileriyle takılır, onların öğrenci evlerine de gider gelirdim. İçlerinden bazıları Fransa’da yaşamış sonradan Türkiye’ye gelmiş öğrencilere kafa tutardım, hiç çekinmezdim hata yapacağım diye, keza hataya değil iletişime odaklıyımdır. Onlardan çok şey öğrendim elbette.

Okuduğunuz üniversitede zorunlu dersleri sınavla geçmek zorunludur bilirsiniz. Ya geçtin, ya geçtin geçemez isen 4 5 yıl üst üste verene kadar uğraşırsın. Aynı benim Anadolu uygarlıkları dersini 5 yılda verememem gibi bişi 😉 E naapim 🙂 ders çok sıkıcı geliyordu. Ozamanlarda da tarih maalesef ki şimdi olduğu kadar çok ilgimi de çekmiyordu… Ama ilgimi çeken bütün derslere heyecanla girerdim, sırf daha çok Fransızca konuşabileyim diye 😉 Bakar mısınız, üniversite gibi yerde utanmadan bir de ilgimi çeken ders diyorum… 🙂 E tabi uzun lafın kısası, eninde sonunda sınavlarda geçmenize yetecek kadar bir şeyler öğreniyorsunuz… Öğrenme olgusu çok ayrı bir tartışma mevzusudur… O dönemler birde üstüne üstlük daha yeni yetmeyim o da ayrı bir dert… özel hayat falan 😉 Neyse işte derken Hazırlıkla birlikte tam 5 yılda üniversiteyi bitirdim.

Maalesef Üniversitelerde İngilizceyi 5 yıl üst üste verememek diye bir şey var! Halen bu durumu yaşayanlar yoktur umarım ama İngilizce neredeyse halen bir sorundur ülkemizde… Üniversitede İngilizce sınıfı bazı öğrencilerin gerçekten de 5 yıl üst üste geçemediği bir derstir ve örneklerine bazılarınız şahit olmuşsunuzdur. Belkide onlardan biri bu yazıyı okuyordur 😉 Eğitim geçmişimle ve kendimle alakalı anlatacaklarım bu şekildeydi. 😅

İngilizce eğitimde yapılması gerekenler

Bloglarımda çoğu zaman işin özünü ve sözü, istekli ve meraklı olmaya bağlarım… Motivasyonun önemli olduğunu vurgularım. Motivasyon kelimesini Google’da aratarak derin öğrenmeye çalışabilirsiniz…

Meraklı olmak ve dinlemek şarttır!

Merak karşı koyması zor bir içgüdüdür ve kendimi çok meraklı biri olarak niteleyebilirim. Lütfen dil öğrenirken sizde öyle olmaya çalışın! Yabancı dile dair her şeyi merak edin… Üniversiteki hocalarımdan bir tanesinin bana aşıladığı en önemli şeylerden birisi de buydu ‘Merak’! Ah sevgili hocalarım… Öyle çok isterdim ki tekrardan o yaşlara dönüp o bölümde bir kere daha okumayı… Keşke diyeceğim bir dönem değildi aslında! Derslerin bazılarına girmiyordum ya o açıdan söyledim 🙂 Şimdi olsa her birine girer ve kulak kesilirdim… Kulak kesilmek, iyi bir dinleyici olmak zordur. Keza bunun farkındalığına tabiiki o zamanlar varamamıştım, tek avantajım zaten doğuştan gelen dil merakımdı. Merakımdan dinlerdim yani… İyi bir dinleme eğitiminin dil eğitiminiz üstünde dramatik etkileri olacaktır. siz bunu hemen fark etmezsiniz ama duyma yeteneğinizin çalışmalarınızdan sonra otomatik olarak gelişeceğine emin olabilirsiniz. Dil eğitiminde dinlemenin önemine değindiğim yazımı okumak istersen buna git 👈

Tembelliği derhal bırakın! Motive olun

Şimdi birazdan, neden daha sivri dilli bir üslup seçtiğimi daha iyi anlayacağınız yazıma devam edeyim 😘

Hani ben bloglarımda sürekli neler yapılması gerekir kimler İngilizceyi özel ders şeklinde almalı vesaire diye yazıyorum ya… Sonradan diyorum bence herkes İngilizceyi özel ders şeklinde almalı…👏😂

Birileri hep başınızda duracak yani, olay bu mu ? Tamam güzelde nereye kadar yahu? Neden İngilizce özel ders alıp sınıf ortamına göre daha maliyetli bir alternatif seçiyorsun o halde? İyi bir dinleyici ve uygulayıcı ol sınıf ortamlarında çok daha ekonomik olan derslere katıl. İngilizceyi size sadece alanında illede en iyi, en Prof. olan biri öğretebilecek diye bir durum söz konusu değil ki! Hani sağlıkla ilgili bir durum söz konusu olunca alanında en iyi doktorlara gitmeyi tercih etmeyi anlarımda, İngilizce altı üstü basit bir dil… Öğretmeyi iyi bilen tüm öğretmenlerimiz size faydalı olacaktır.

Dil zekanızı keşfedin tetikleyin!

Dil zekası diye bir şey var yahu… Ve yaradan bunu herkese eşit ve cömert bir şekilde zaten bahşetmiş…. Dil zekasının sadece, bazı insanlara özgü olduğunu sanıyorsanız yanılıyor olabilirsiniz. Dil zekasıyla alakalı, tamamen gerçeklerden bahsettiğim yazıma gitmek için şu başlığa gidebilirsin Dil zekası nedir?

Bu blogumda Özel dersin ve sınıf ortamının avantaj ve dezavantajlarından bahsetmiyorum. Özel dersi kimlerin tercih etmesi konusunu çok daha ayrıntılı anlattığım yazıma gitmek isterseniz, bu linkteki 👉 İngilizce özel ders daha profesyonel bir çözüm müdür başlıklı yazıma tıklayarak gidebilirsiniz.

Yani özetle şunu diyorum. Genel olarak milletin üstüne düşüp ders çalış diye baskı yapmazsan kimsenin ders çalışacağı yok…Özel hocanın en büyük artısı budur… Sanki fitness hocasıyız… 3 kere şınav çek 4 kere barfiks yap.. Hadi oldu, hadi olacak… Kess bee… Bu ne ya 🙏😂 Yani kabul ediyorum Özel ders olunca en azından eğitmenin tek tek ilgilenebilme veya itici bir kuvvet olma olasılığı var. Yani öğrenciyi ders tekrarlarını yapmaya zorlamak lazım, zorlamazsan öğrenci boş vermeye hazırdır. Çünkü bazıları böyle birilerinin sürekli teşvik etmesine ihtiyaç duyarlar. Ha bir de ben hep şunu söylerim. Kimse kimseye bir dili konuşmayı öğretemez. bu iş öğrencide biter. İngilizce öğrenme işi için, eğitmen meselesi mi yoksa öğrenci meselesi mi diye soracak olursanız? Yüzde 50 50 derim veya değişken bir korelasyon tablosunu konuşmaya hazırım! Bana mail atabilirsiniz👍

korelasyon_nedir

Genel öğrenci psikolojisi

Sınıf ortamı veya birebir ders ortamlarında, üstelemez biraz baskı yapmazsan öğrenci, bir sürümceme (procrastination) veya patinaj olgusuna saplanacak yer arar… Ne demek istiyorum? Lütfen resme bakın ve procrastination kelimesinin diğer karşılıklarına, yani dil eğitim sürecine giren öğrencilerin genelinin yaptıklarına bir bakın derim🙏😂

surumceme_ne_demektir_tureng_screenshot

surumceme_ne_demektir_tureng_screenshot

Kararlı da olacaksın İstekli de olacaksın!

İsteyeceksin ya bu kadar!!! Sebeplerin olacak…Özeneceksin… Yok efendim terfi alacağım da İngilizce öğrenmem gerek, yok efendim yurt dışında bir iş olacaktı da dil yüzünden olmadı… Dil olayı hayatın her alanında önemli.. Terfi almak için, bilmem ”şu kadar saat İngilizce eğitimi almıştır” diye bir belge almış olmak adına İngilizce öğrenme mücadelesi içinde olanlarla zaten ilgilenmiyorum… Onların bazıları, ya zaten kısıtlı olan bütçeleriyle en az 10 ar kişilik çok ucuz dil kurslarına boşuna gidenler, veya bazen de 5 günde İngilizce kurslarına yüklü miktarda para harcayarak bu işin olup biteceğini sananlardan ibarettir…

Oysaki bu işi kökünden çözebilecek tek kişi sensin. Ve sandığınız kadar kısa olmasa da kişiye göre değişmekle birlikte kısa denebilecek bir zaman diliminde de öğrenmek mümkün. Mesela genel olarak ne kadar sürede ingilizce öğrenilir diyorsan link verdiğim yazıma bak. O yazımda 3 ayda İngilizce, 5 günde İngilizce vb. süreçleri kıyaslayarak ayrıntılı ve tarafsız ve diğer tüm yazılarım gibi somut ve gerçekçi bir dille anlattım. Yani demem o ki keramet özel ders almakta değil! Her zaman dile getirdiğim gibi bütün potansiyel öğrencinin kendisinde saklı.

Başladığınızı yarım bırakmayın sonuna kadar gidin

Ben Klasik bir İngilizce öğretmeni değilim. Callan Method eğitmeniyim. Callan Method nedir diyorsanız oda blogumda tüm ayrıntılarıyla yazıyor. Metodu bütün ayrıntılarıyla ve etkisiyle vs anlattım… Kısaca bahsetmek gerekirse, evet, gerçekten güçlü ve ivme kazandıracak bir etkiye sahip* Ama hani bu süreçte gerekeni yaparsanız bu etkiyi lehinize kullanabilirsiniz! Zaten çoğu dil öğretim yöntemi üç aşağı beş yukarı belli başlı benzer bir müfredat ile ilerler. İçerik ne kadar farklı olabilir ki ? Yani söylemesi ayıp atla deve değil.. A yöntemiyle öğrenirim de B yöntemiyle öğrenemem diye bir şey yok, hepsinin hedefi bellidir! Genel İngilizce bilgisini aşılamak. Yani çoğu dil öğrenim modelinde olduğu gibi… Ancak ayrıntıya girecek olursak diyebilirim ki; Callan Method çok tetikleyici bir dil eğitim bütünür. Yöntemi diğer bir çok eğitim modelinden farklı kılan, ki temelde en önemli faktör de budur; sürekli ama sürekli olarak konuşma mekanizmanızdaki eksiklikleri inatçı bir şekilde defalarca tekrar ettirerek hedef almasıdır. Özetle; diğer yöntemler çoğunlukla teorik bilgide yoğunlaşırken Callan Method Pratiğe kat be kat daha fazla yer veriyor. Ve işin sırrı budur zaten… Konuşmak ve inatçı bir tekrar sitemi…

Callan Method dünyada İngilizce eğitim sektöründe bir çok yöntemin bir şekilde feyz aldığı, İngilizce eğitim sektörünün gidişatını değiştirmiş, merkezi Londra’da olan ve yaklaşık 70 yıldan beri inatla ve değişmeden (yazınsal ve yeni kelimlerle güncellenmesi haricinde) aynı prensiple ilerleyen lisanslı bir yöntem olup modellenmesi yasaktır. Bazı başka yöntemler bunu kopyalamaya çalışmış veya bir şekilde bir yerlerini değiştirip piyasaya sunmuş olsa da, Callan Method kadar başarılı olamamıştır. Çünkü Callan Method, eğitmeniyle hayat bulan canlı bir metodolojiye sahip olmasının yanı sıra bütün ayrıntılarıyla kopyalamak yasal olarak da mümkün olamayacağı için tüm kilit özellikler sadece Callan yöntemine özgü olarak kalmaya devam edecektir…

Bu tabiki de İngilizceyi sadece Callan İle öğrenebileceğiniz anlamına gelmez? Callan Method diğerleri gibi metottur. Bütün ayrıntılarına blogumda örneklerle bol bol yer verdim. Lütfen şunu bilin bakarsan bağ bakmazsan tencere dibin kara senin ki benden kara olur gider… Dil öğrenme süreci, yeryer çok çetrefilli, yer yer çok kolaydır. İnanın ki bazı şeyleri bazen birinin anlatmasıyla değil kendi başınıza çözmek zorundasınızdır. Çünkü anlatan ne kadar konuşursa konuşsun sen anladığın kadarını alırsın. Nasıl ki bir Puzzle’ı parçaları yerine koya koya tamamlarken, resmin tümüne hakim olma şekliniz ve parçaları seçme hızınızda orantılı olarak ilerliyorsa, dil eğitimi içinde bu imgelemeyi örnek alın. Yani Puzzle’ı yaparken resmin büyük bir kısmını ön görebilmenizi sağlayacak kadarlık kısımını tamamlamanız, biraz zaman alıyorken, geriye kalan kısmı ise gittikçe hızlanarak tamamlarsınız. Yani bu puzzle örneğini, ingilizce öğrenme olayını bir resmi tamamlamaya benzetmek için verdim. Keza puzzle basit ama anlaşılır bir örnek gibi geldi bana. Yani dil eğitimi bir resmin bütününü görmeye çalışmaya benzer.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Blog at WordPress.com.

Up ↑

%d bloggers like this: